Mayıs 27, 2024

TechnoJournal

Teknoloji Günlüğünüz

Intel ve AMD arasındaki rekabetin kökeni: IBM PC ve 8086 işlemcisi

5 min read
Intel VS AMD

Intel VS AMD

Kişisel bilgisayar endüstrisinde iki dev isim olan Intel ve AMD arasındaki rekabet, 40 yıldan fazla bir süredir devam ediyor. Peki bu rekabet nasıl başladı? Bu sorunun cevabı, IBM PC ve 8086 işlemcisinde yatıyor.

IBM PC: Kişisel bilgisayar devriminin başlangıcı

IBM PC
IBM PC

IBM PC, 1981 yılında piyasaya sürülen ve kişisel bilgisayar endüstrisini şekillendiren bir bilgisayardı. IBM PC, hem iş hem de ev kullanıcıları için uygun fiyatlı, güçlü ve genişletilebilir bir bilgisayar sunuyordu. IBM PC, aynı zamanda açık bir mimariye sahipti. Bu da diğer üreticilerin de uyumlu bileşenler ve yazılımlar üretmesine olanak tanıyordu. Böylece IBM PC, birçok klonunu da beraberinde getirdi.

IBM PC’nin ortaya çıkışı: Bir devin kişisel bilgisayar pazarına girişi

Commodore PET
Commodore’un 1977’de ürettiği kişisel bilgisayar PET

IBM, 1980’lerden önce büyük ölçüde iş bilgisayarı sistemleri sağlayan bir şirket olarak biliniyordu. 1980’lerin başında, büyüyen kişisel bilgisayar pazarındaki pazar payı rakiplerine yetişemiyordu, diğer üreticiler ise kişisel bilgisayar alanında etkileyici karlar elde etmeye başlıyordu. Kişisel bilgisayar pazarı, o dönemde Tandy, Commodore ve Apple gibi şirketlerin birkaç yüz dolara sattığı ve çok popüler olan makineleriyle domine ediliyordu. Kişisel bilgisayar pazarı 1979 yılında 15 milyar dolarlık bir satışa ulaşmıştı ve 1980’lerin başında yıllık yüzde 40’tan fazla bir büyüme öngörülüyordu. Diğer büyük teknoloji şirketleri de bu alana girmişti, örneğin Hewlett-Packard, Texas Instruments ve Data General. Hatta bazı büyük IBM müşterileri Apple alıyordu.

Apple'ın ürettiği kişisel bilgisayar Apple II
Apple’ın ürettiği kişisel bilgisayar Apple II

IBM, kişisel bilgisayar pazarına girmeye karar vermişti. Ancak kendi işlemcisini üretmek yerine, mevcut bir işlemciyi kullanmak istiyordu. Bu şekilde hem maliyetleri düşürebilir hem de zamandan kazanabilirdi. IBM’in bu kararı almasında iki faktör etkili oldu: Birincisi, IBM’in büyük sistemler için geliştirdiği işlemcilerin kişisel bilgisayarlar için uygun olmaması; ikincisi, Intel’in 8086 işlemcisine duyduğu ilgi.

Bir devri başlatan işlemci: 8086

Intel, geçmişte 4004 ile mikroişlemci devrini başlattığı gibi; 8086 ile şu anda bile hala kullandığımız x86 işlemcilerin de devrini başlattı.

intel8086
Intel 8086

8086 mikroişlemcisi, Intel’in ilk 16-bitlik işlemcisiydi ve Intel’in gelecekteki x86 mimarisinin temelini oluşturuyordu. 8086 mikroişlemcisi, yüksek performanslı metal-oksit yarıiletken (HMOS) teknolojisi kullanılarak üretilmişti ve çipleri üzerinde yaklaşık 29.000 transistör bulunuyordu ve 3 mikron yani 3000 nanometre üretim teknolojisiyle üretiliyordu. Günümüzün işlemcilerinden Intel i9 13900K’da bu transistör sayısının yaklaşık 26milyar olduğu ve üretim teknolojisinin 10nm olduğunu hatırlatmam gerek. Hatta günümüzde artık 3nm standart ve 2nm’ye kadar iniliyor.

8086 mikroişlemcisi, 40 pinli çift sıralı paket (DIP) içinde yer alıyordu. Bu DIP soket dediğimiz bağlantı tipi de yukarıdaki fotoğrafta görebileceğiniz üzere 40 tane pinden oluşan bir entegre paketi.

8086 mikroişlemcisi, 20 bitlik bir adres yolu ve 16 bitlik bir veri yolu kullanıyordu. Bu sayede, 1 MB’lık bir bellek alanına erişebiliyordu. 8086 mikroişlemcisi, iki farklı donanım modunda çalışabiliyordu: Minimum mod ve maksimum mod. Minimum modda, tek bir işlemci bulunan küçük sistemler için tüm kontrol sinyalleri işlemci tarafından üretiliyordu. Maksimum modda ise, dışarıdan bir işlemci (8288 bus denetleyicisi) tarafından bazı kontrol sinyalleri üretiliyordu. Bu mod, dışarıdan bir yardımcı işlemci (8087 aritmetik işlemci veya 8089 I/O işlemcisi) bulunan büyük sistemler için kullanılıyordu.

8086 mikroişlemcisi, güçlü bir komut setine sahipti ve bölme ve çarpma gibi işlemleri çok hızlı bir şekilde yapabiliyordu. 8086 mikroişlemcisi, toplamda 256 adet komut içeriyordu. Bu komutlar arasında veri aktarma, aritmetik, mantıksal, karşılaştırma, atlama, alt program çağrısı ve döngü komutları bulunuyordu. Ayrıca 8086 mikroişlemcisi, belleği segmentlere ayırarak daha etkin bir şekilde yönetebiliyordu. Bellek segmentasyonu sayesinde, 64 KB’dan büyük programlar da çalıştırılabiliyordu.

Intel’in zorlu seçimi: Rakibine lisans vermek

AMD P8086 - Copyright Intel yazısıyla birlikte
AMD P8086 – Copyright Intel yazısıyla birlikte

Intel, 8086 işlemcisini 1978 yılında tanıtmıştı. Bu işlemci, Intel’in ilk 16-bitlik işlemcisiydi ve Intel’in gelecekteki x86 mimarisinin temelini oluşturuyordu. Ancak Intel, 8086 işlemcisini pazarlamakta zorlanıyordu. Çünkü bu işlemci, uyumlu bir yazılım ve donanım ekosistemi olmadan çok fazla anlam ifade etmiyordu.

IBM ise, kişisel bilgisayar pazarına girmeye karar vermişti. Ancak IBM, kendi işlemcisini üretmek yerine, mevcut bir işlemciyi kullanmak istiyordu. Bu şekilde hem maliyetleri düşürebilir hem de zamandan kazanabilirdi. IBM, Intel’in 8086 işlemcisine ilgi duydu. Ancak IBM’in bir şartı vardı: Intel’in tek üretici olmaması gerekiyordu.

IBM, tek bir üreticiye bağımlı olmak istemiyordu. Çünkü bu durumda, üretici fiyatları belirleyebilir, kaliteyi düşürebilir veya tedarik sorunları yaşayabilirdi. Bu nedenle IBM, Intel’den başka bir üreticiyle anlaşmasını istedi. Böylece hem rekabet oluşacak hem de yedekli bir tedarik sağlanacaktı.

Intel ise, bu durumda kendi rakibini yaratmış olacaktı. Çünkü başka bir üreticiye 8086 lisansını vermek, onun da aynı teknolojiye sahip olması anlamına geliyordu. Bu da Intel’in pazar payını ve karını azaltabilirdi.

Ancak Intel’in de başka seçeneği yoktu. Çünkü IBM PC gibi büyük bir fırsatı kaçırmak istemiyordu. Bu nedenle Intel, en büyük rakibi olan AMD ile anlaştı. AMD, Intel’in 8086 ve 8088 işlemcilerinin ikinci kaynağı olarak seçildi. AMD, Intel’in tasarımını lisansıyla birebir kopyalayarak “copyright Intel” yazılı 8086 ve 8088 işlemcileri üretti.
Bu lisanlı üretim bir dönem boyunca “AMD’yi de Intel üretiyor aslında” gibi komplo teorilerinin temel kaynağı olmuştu. Aslında gerçekten de bir dönem boyunca Intel üretip AMD’ye veriyordu. Sonradan bu anlaşmayı Intel’in bozmasıyla işler değişti tabii ki.

Rekabetin başlangıcı: Intel ve AMD arasındaki yarış

Böylece Intel ve AMD arasındaki rekabet başlamış oldu. Her iki şirket de sonraki yıllarda x86 mimarisini geliştirmeye devam etti. Ancak AMD, sadece Intel’in takipçisi olmakla kalmadı. Kendi tasarımlarını da ortaya koydu. Örneğin AMD, 1991 yılında ilk x86 uyumlu 32-bit işlemcisi olan Am386’yi piyasaya sürdü. Bu işlemci, Intel’in 80386 işlemcisinden daha ucuz ve daha hızlıydı. AMD ayrıca 2000 yılında ilk x86 uyumlu 64-bit işlemcisi olan Athlon 64’ü piyasaya sürdü. Bu işlemci, Intel’in o dönemdeki Pentium 4 işlemcisinden daha performanslıydı.

Günümüzde Intel ve AMD arasındaki rekabet devam ediyor. Her iki şirket de x86 mimarisini temel alan yeni nesil işlemciler üretiyor. Bu rekabet sayesinde hem tüketiciler hem de endüstri faydalanıyor.

Kaynaklar:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright TechnoJournal © All rights reserved. | Newsphere by AF themes.